KARANLIKTAN AYDINLANMAYA (3 Haziran Pazartesi ile Başlayan Hafta)

  • 03/06/2019

3 Haziran Pazartesi Venüs (boğa)- Pluto (oğlak) üçgeni (06:41) ve 12⁰ İkizler 33’ Yeniayı (13:01)

‘’tutkunun gücü, ilişki çıkmazları, dış görünüşün dönüşümü, güzellik ve güç, para ve güç’’ (Venüs- Pluto)

‘’şahit, öğretmen, hikayeci, gazeteci, tüccar veya entelektüel’’ (ikizler)

‘’heves- yeni projeler’’ (yeniay)

‘’Anlatma, göster!’’

Her şeyi bilenler burada mı? Ya her şeyin en iyisini yapanlar? Kafaları doğuştan iyi olanlar? İnandıkları şeye dil uzatacak olanı anında ortadan kaldıracaklar? Hoş geldiniz! Biraz sakinleşsek diyorum!

Çok bilen çok yanılır sözünün gözünü seveyim! Bilmek erdem, bildiğini düşünmene rağmen dinlemeye devam etmek ayrı bir erdemdir. Belki tahmin ettiğin şey değil demek istediği, en azından bu sefer! Hiç değilse onu bağlayacağı yer önemlidir, biraz sabır!

Başladığınız cümlenin sonunu getirenler? Ha tamam, tamam, şeyi diyorsun değil mi? Hayır annem, onu demiyorum, bir izin versen anlayacaksın neyi demeye çalıştığımı!

Ay sen de çok uzatıyorsun, sadede gelsene! Geleceğim, bir önümden çekilsen! Mal değiliz, boşuna anlatmıyoruz! Boş konuşmalar… Bildiğini göstermeye çalışmalar…

Ayrıştır şekerim! Bildiklerine takılma, bilmediklerini çek al içinden, bildiklerinle harmanla! Üzerine konuşalım, farklı bakış açılarıyla zenginleşelim, beynimizde yeni yollar açalım, olmaz mı?

Şu olmamış, bu hiç olmamış, bu da şöyle olsaydı, böyle olmaz! Ne olmuş? Nasıl olmuş? Ne kadar olmuş? En azından bir şey olmuş! Hiçbir şey üretmeyip üretenleri yerden yere vuranlar… Sen daha iyisini yap! Sen de bir şeyler yap, yapmaya çalış ki o işin nasıl olduğunu, öyle kolay olmadığını, süreç gerektirdiğini anlama şansın olsun! Nasıl bir tahammülsüz olduk! Kimsenin sabrı yok! Ya hemen şimdi ya da asla…

Çok yanlış diye cümleye başlayanlar! Neden, sana hitap etmedi diye mi? Sana hitap etmiyor olabilir. Ona ediyor. Bu da onun yolunu inşa ediyor. Seni niye bu kadar ilgilendiriyor? Kurtarılması gerekiyor ve kurtarıcı sen misin? Sen kendi işine baksana biraz, o da kendi deneyimi içinde kendi yolunu bulsun! Belki farklı yollarda sanırken kendinizi bir bakacaksınız ortak bir noktada buluşmuşsunuz!

Bir de suya sabuna dokunmayanlar var. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın! Gölge etme başka ihsan istemem! Gelen ağam, giden paşam! Sizi de bir sahneye alalım! Hep izleyici konumundasınız bakıyoruz! Ben de herkese sataşıyorum değil mi? Bunlar dışarıda değil, içeride!

‘’Ne kavgam bitti, ne sevdam!’’ (Aysel Gürel)

Bir parçamız çok biliyor, pek geveze, dinleyecek vakti yok! Bir parçamız en iyisini yapayım derken, kırmış geçirmiş ortalığı! Bir yanımız umursamaz! Bir yanımız dediğim dedik, çaldığım düdük!

Esnemek gerek… Kaybolmadan, kendini, kim olduğunu, nereden geldiğini, nereye gitmek istediğini unutmadan… Değilse çözüm bulmak yerine etrafında dönüp dururken buluruz kendimizi… İnsan en iyi kendi kendisini kandırır. Çözdüğümüzü kabul ederek sorunla yüzleşip gerçek bir çözüm bulmaktan kaçtıklarımız…  

Dikkat çeken vurgular:

Değişken burçlarda büyük kare açı kalıbı (Asc, Jüpiter, Neptün, Ay- Güneş)

Yeniay düzenleyicisi Merkür açısız

Gölge burç aslan

 

4 Haziran Salı Merkür Yengeç Burcuna Geçiyor (23:04)

‘’izci, yerel rehber, tüccar, kaşif, haberci, katip, denizci’’ (Merkür)

‘’anne, tedavici, görülmez insan, şair’’ (yengeç)

‘’kanatlarını kullanabileceğini bildiği için’’

Seninle hislerimi paylaşıyorum. Benimle hislerini paylaşır mısın? Belki hiç mantıklı değil tüm bu konuştuklarımız! Olsun! Bunlar bizim duygularımız, derinlerimiz, sırlarımız, başlangıcımız…

Ne hissettirdiğine bakalım mı? Neyin bize nasıl hissettirdiğine… Bu hissin nereden geldiğine… Bizi nereye götürdüğüne… Mantıksızlık sardığında bizi, duygularımız dökülür dudaklarımızdan, kalbe batan oklar da olsa, iyileştiricidir açmak kalbini…

Bana hissetmenin nasıl güzel olduğunu hatırlatsana! Hatırlamak kalbini, hala hissedebildiğini… Hüzün bile iyileştirmez mi? Biraz Müzeyyen, bir kadeh içki ya da sessizce izlemek batan güneşi… Öyle bir yere dokunur ki… Aldığın derin nefes, buluşturur dünyanın kalbiyle seni…

Burası senin yuvan, o koruyup kolluyor, besliyor, büyütüyor seni… İttiyse korkma, bu sertlik, kanatlarını kullanabileceğini bildiği içindi.

7 Haziran Cuma Merkür (yengeç)- Uranüs (boğa) sekstili (17:16)

‘’özgür konuşma, özgün fikirler, ani kavrayışlar, karşıt düşünceler, okulda isyan, benzersiz iletişim, gerçeği söylemek’’ (Merkür- Uranüs)

‘’duygunun yolculuğu ve değişim’’

Değişim nerede başlar? Her şeyin başladığı yerde… En derine gitmek lazım! Duyguya… Duygunun temeline… Anneye, aileye, çocukluğa… Dünyaya indiğimiz rahme… İnsanın aklına şu soru geliyor: İnsan bir rahimden dünyaya geliyor. Dünya da bir rahim mi ki bizi yeni bir dünyaya hazırlıyor? Duygular değerlidir. His halini almamış tüm düşünceler ya da bir hissin ardını aralamamış, ortalık boş boş dolaşıp duran insanlardan farksızdır. Duygu değişimi başlatır, o duygunun yolculuğunu yaratan, değişimi başlatmıştır.

9 Haziran Pazar Venüs İkizler Burcuna Geçiyor (04:36) ve Güneş (ikizler)- Neptün (balık) karesi (22:33)

‘’güzel, esin perisi, baştan çıkarıcı, barış güvercini, gözde, sevgili’’ (Venüs)

‘’şahit, öğretmen, hikayeci, gazeteci, tüccar veya entelektüel’’ (ikizler)

‘’kendini kandırma, kendini feda eden baba, ego yitimi, kendinden kaçmak, yüksek duyarlılık, kurban veya kurtarıcı rolünü benimsemek, merhametten gurur duymak’’ (Güneş- Neptün)

‘’saklı güzellik’’

Güzel olana şahit olmak… Güzel olanı okumak… Gördüklerini, duyduklarını paylaşmak… Anlatmak… Bir o kadar hatta daha bile fazla belki dinlemek… Güzelliği dinlemek… Uyumu seyretmek… Yaşamın bizi kucaklayışını hissetmek… Aldığın nefese saklanmış bir yaşam… Kökleri kalbimizde bir ağaç, yaşama uzanan, sevgi…

Ben neredeyim? Her şeyde biraz ben var, ona bakan bensem, bende olan kadar olur ondan bana görünen, bunu anlarım. Ben de her şeye biraz yansırım. Gören, görmeyen, varsam mutlaka bir etki yaratırım. Farkında olunur, olunmaz. Bir şey hissettiririm, bir şey düşündürürüm. Olduğum her halimle… Bu hizmettir.

Karanlık, aydınlığı aratır. Aydınlık, karanlığı fark ettirir. Olduğumuz her hal değerlidir. Yeter ki insan neyi seçtiğinin ve bu seçimin ona ne kadar iyi geldiğinin, onu parlattığının, parlatabildiğinin farkında olsun. Ayrıntılarda saklıdır güzellik… Siz neyde saklısınız?

3 Haziran Pazartesi (Ay günü)

Ay: İkizler (12⁰ 33’ Yeniay- 13:01)

Güneş: İkizler

Hava enerjisi / Ay- Neptün karesi (23:38)

‘’umudunu sevdiğim yarın’’

Bir yanım bir telden çalıyor, bir yanım bir telden… Sürükleniyorum sanki… Bırakmışım kendimi… Ben mi hayatı taşıyorum yoksa hayat mı beni? Nefesim bir gemi, ben de içindeyim, dolaşıyorum enginleri…

Nereden nereye diyorum! Ne çok şey var, görmek lazım her birini! Hüzünlü hissetmiyorum kendimi! Meraklıyım! Neler fark edeceğim bugün, onun peşindeyim şimdi!

Her yeni gün, yeni bir ben; her yeni ben, yeni bir yaşam; yeni bir yaşam, ölümün ötesindeki karlı tepeler değil mi? Oraya doğru yol alıyorum şimdi! Varmak için değil, yolda olmak ruhuma iyi geldiği için…

Eşit mesafede durabilmek her yaşayana, yaşam parçasına, bana kendimi hatırlattığı için… Tüm bunların içindeyim ve tüm bunlar benim içimde… Bir gün çekip gideceğimiz bu rüyada, tüm bu kavga ne için? Sarıldım; kendime, toprağa, ağaca, denize, kargaya…

Umudunu sevdiğim yarın, bugün de sendeyim ve seninle yol almaktan vazgeçmediğim için kendimi, biraz daha sevdim.

4 Haziran Salı (Mars günü)

Ay: Yengeç (19:16 itibariyle) (18:40 boşlukta)

Güneş: İkizler

Su Enerjisi / Ay- Jüpiter karşıtlığı (02:34) Ay- Merkür kavuşumu (18:41)

‘’her şeyin başladığı yer’’

Aile nedir? Aile, insanın kökleridir, toprağıdır, kalbidir, ruhudur. Ondan filizlenir bedenimiz ve bir gün yine ona döneriz. Kötü aile yoktur, ailesini tanımak, köklerini bilmek ya da bilememek vardır. Uzak durabileceğin bir şey değildir aile, insanın kendini nasıl gördüğünden farksızdır ailesini nasıl gördüğü…

Kızsan da özlersin. Kırgınsan da ararsın kokusunu… Belki, sarılamamışsındır doya doya ve bir gün artık sarılmak nedir, bilemezsin ona, tam anlamıyla. Yine de bir yerlerde olduğunu bilmenin insanın içine serptiği sudur aile… Birini sevmesen, birine yakındır kalbin…

Kendine de öyle değil midir insan? Bir bakarsın kendine kızarken bulursun kendini! Bir bakarsın sarılmışsındır, sımsıkı… Anlarsın ki senden başka kimse seni koruyabilecek değildir.

Tanrı gibidir aile… Kırsa da onsuz olunmaz, ne kadar sımsıkı sarsa da ona doyulmaz. Ailenizi sevin, uzak da dursanız, çok yakın da olsanız sevin. Çünkü onlar sizdir, hikayenizdir, her şeyin başladığı yerdir ve siz bunu inkar edemezsiniz.

5 Haziran Çarşamba (Merkür Günü)

Ay: Yengeç

Güneş: İkizler

Su enerjisi / Ay- Uranüs sekstili (03:36) Ay- Mars kavuşumu (17:47)

‘’muhtaç olduğun kudret’’

Bir şeyleri değiştirmenin vakti geldiğinde, her şeyin başladığı yere dönme isteği uyanır. Bir ilişkide tutunamadıysanız, anne ve babanızı hatırlarsınız. Eğer birbirlerine duydukları saygıyı koruyabilmiş iki kişiyse anne- babanız, ben neyi eksik yaptım diye düşünürsünüz. Bunu başaramamış iki kişiyse ben nasıl onlara benzedim diye…

Bir çocuk, taklit ederek öğrenir hayatta kalmayı. Bu doğada da böyledir. Annesi gibi kendini temizlemeye çalışan yavru kedi, gözünüzde canlandı mı? Bizler de onlar gibi öğreniriz sevmeyi ya da sevememeyi… Epey benzer yanımız vardır, ilk yaptığımız şeylerden biri onlardan çok farklı olduğumuzu onlara ispatlamaya çalışmak olsa da…

Aile ilginç bir dinamik… Kendimizi, ya annemizle ya babamızla özdeşleştiririz. Ya da ezilenin yanında ol mantığı gütmüş olabiliriz. Bu durumda kim ezildiyse ya da kimin eziliyor olduğuna inanmışsak onun yanında boy gösteririz. Onunla kendimizi özdeşleştirmiş, bunu kendimize yapılmış kabul etmiş ve bir gün yapılma ihtimaline olan korkumuzla belki farkında olmadan bu deneyimi kendimize çekmişizdir.

Korku mıknatıs gibi bir şey! Korktuğun şeyin içinde buluyorsun kendini. Ne için mi? Korkacak bir şey olmadığını anlamak için. Kimsenin kurban olmadığının farkına varmak için. Anne ve babalarımız kurban değillerdi, bir şeyin üstesinden gelemediler, bir şeyi yenemediler ve bize düşen bunun üstesinden gelebilmekti.

‘’Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.’’

Mustafa Kemal Atatürk

6 Haziran Perşembe (Jüpiter günü)

Ay: Aslan (22:15 itibariyle) (17:08 boşlukta)

Güneş: İkizler

Ateş enerjisi / Ay- Neptün üçgeni (03:05) Ay- Satürn karşıtlığı (04:27) Ay- Pluto karşıtlığı (10:00) Ay- Venüs sekstili (17:10)

‘’güce dair’’

Güç kavramı, üzerine konuşmaya o kadar açık ki… Saatlerce konuşabiliriz. Güçlü olmak, güçlü görünmek, güçlü hissetmek; güçten düşmek, güç gelmesi, gücünü gösterememek, gücüne gitmesi; güçsüz hissetmek, güçsüz olmak, güçsüz görünmek…

Güçlü olmak mı? Güçlü görünmek mi? Güçlü hissetmek mi? Güçlü olan, güçlü görünür mü? Yoksa görüntü, yanıltır mı? Güçlü görünen, güçlü müdür yoksa öyle görünmeye mi çalışıyordur? Güçlü hisseden bunu hissettirir mi? Yoksa bu çok içsel bir şey midir?

Güçten düşmek, attan düşmek gibi bir şey midir? Bir düşene sormak gerek! İnsanın gücü nerededir? Siz gücünüzü bedeninizin neresinde hissediyorsunuz? Uzakdoğu’da yaşam enerjisi ‘’sakral’’ (kutsal) dedikleri hara (göbek deliğinin dört parmak altı) bölgesindedir. Bilim dünyasının duygu beyni dediği bağırsakların olduğu yer. Beynimizden daha güçlü olabilir mi burası?

Güç bir his midir? Bu hisle hayat devam ediyor ve bu hissin değişimiyle hayat değişmeye başlıyor olabilir mi? İçin dışa yansıdığı gibi, dışarıdan gelene içeriden gelen cevaplar, sürecin akışını mı belirliyor?

Güç geldiğinde mi yaşam, ölüm alıyor dümeni? Gücünü gösterememek, içinden geçenleri dışa vuramamak mı? Gücümüze giden ne? İnancımızı kaybettiren bir şey mi? Hayata, kendimize, sevdiklerimize… Hangisini, hangisinden daha öne koyabiliriz ki?

7 Haziran Cuma (Venüs günü)

Ay: Aslan

Güneş: İkizler

Ateş enerjisi / Ay- Uranüs karesi (06:36)

‘’samimiyetini yitirmemiş her ışık’’

‘’Özel güçlerim var benim!’’ Kimin yok ki? Ben özel olmayan kimseyi görmedim! O yüzden belki, kendimi gözümde fazla büyütmedim. Ha ne var, çok da severim: ‘’Ben en iyisiyim, bu konuda kimse elime su dökemez!’’ demeyi. Beni tanımayan biri, şuna bak, kibrinden yanına yaklaşılmıyor diyebilir. Eğleniyorumdur sadece! Haklıyım! En iyisiyim, bu konuda kimse elime su dökemez; bununla birlikte kimsenin eline de… Olsa olsa biraz daha kafa yormuşumdur ve kendimde saklı birkaç ışığı bulmuşumdur. Bu başkasının kendi madenini keşfedemeyeceği anlamına gelmiyor ki! Kimse kimseyle kıyaslanamaz ki!

Başarılı insanları ya da öyle olduklarına inandıklarımı hep gözlemlemişimdir. Duruşlarını, zekâlarını, krizi nasıl yönettiklerini, bunu yaparken nasıl kelimeler seçtiklerini, hislerini, bunu ne kadar belli edip ne kadar belli etmediklerini… En çok dikkatimi çeken, kendilerine has oluşlarıdır. Her hayranlık uyandıranın mutlaka en azından bir zamanlar hayranı olduğu birileri vardır. Hepimiz taklit ederek öğreniyoruz; bununla birlikte bir gün o taklit ettiğimiz kişinin üzerine çıkıyoruz, işte bu kendini bulmak oluyor.

Hayranıyımdır kendini yaşayan, yaptığı işe kendinden bir şeyler katan, kendine dokunabilmiş, bu keşfin ışığını dış dünyaya taşıyabilmiş insanlara… Bence bunun için dünyaya geldik! Heyecanlandırıyor bu beni! Kendimi ilk kez müsamereye çıkacak küçük bir çocuk gibi hissediyorum. Rolümü oynayacağım ve herkes beni alkışlayacak; çünkü hoşlarına gidecek bu, kendilerinde uyanan mutluluğu alkış olarak tüm evrene yayacaklar.

Alkışlarla yaşamak… Ha yuh dendiğini duymak da var işin ucunda, ağır eleştiriler de… Olsun! Denemeye değer! Bu tatlı heyecan bizi ayakta tutar! Paylaşmak güzel! Size bakan gözlerde kendinizi görmek, kendinizden bir şeyler yakalayabilmek ve samimiyet köprüsüyle kalpten kalbe uzanan bir bağ kurabilmek… Sahnede ölmek isteyenleri bunu düşündükçe anlıyor insan… Samimiyetini yitirmemiş her ışığa (akla) selam olsun!

8 Haziran Cumartesi (Satürn günü)

Ay: Aslan

Güneş: İkizler

Ateş enerjisi / Ay- Güneş sekstili (02:46) Ay- Jüpiter üçgeni (07:34)

‘’dürüstlük üzerine’’

Dürüstlük bir erdem midir yoksa hayatı devam ettirebilmek için ekmek, su gibi temel bir ihtiyaç mı? Dürüst olmak; kalbini ortaya koymak, kalbini açmak, kalpten olması bir şeyin; içi dışı bir, özü sözü bir olmak...

Bir insanın zihninde, sizinle ilgili bir şeylerin belirmesi, tanışmanızın ilk saniyeleri itibariyle başlamıştır. Hatta gıyabınızda, çok daha önceden bile olabilir. Yine de yüz yüze olduğunuz andaki bilgi akışıyla kıyaslanamaz. Bunların bir kısmı kısa zaman içinde değişebilir. Derken kararını bulmaya başlar. Artık siz dendiğinde onda uyanan bir şey vardır. Siz, o olmuşsunuzdur onun için, bunu yıkmak öyle kolay değildir. Aksi bir şey duyulduğunda, savunulma hakkını kazanmışsınızdır, hele ki kalbini kazandıysanız, bir şekilde kalbine dokunduysanız…

Hayal kırıklığı? Bunun nasıl bir his olduğunu biliyorsunuz değil mi? Bir insanın hayal kırıklığı yaşamasına; size güvenen, size inanan birinin, size duyduğu güven ve inancı yitirmesine sebep olduysanız bu kendinizi sorgulama vaktinin geldiğini gösterir.

Geri dönüşü olmayan hiçbir şey yoktur. Dürüstseniz! Birine karşı dürüst olabilmeniz için, önce kendinize karşı dürüst olabilmeniz gerekir. Her şey olabilir hayatta! Hırsına yenik düşebilir insan, korkusu bir şeylerin önüne geçmiş olabilir, zaafları olabilir, buna yenik düşmüş olabilir.

Bir şeylerin değişebileceğinden emin misiniz? Bunu istediğinizden? Değilse yine dürüst olun. Hazır değilim demek, tabii ki deyip bir kez daha hayal kırıklığına uğratmaktan çok daha iyidir.

Kısacası dürüstlük, iyidir. O an için, öyle görünmese bile. Zaman size her şeyi gösterir. Ha ne var? Dürüst olduğunu sanıp öküzlük edenlerden de olmamak gerekir:

‘’Karıncayı bile incitmem deme! Bileden incinir karınca; söz söylemek irfan ister, anlamak insan!’’ (Fuzuli)

9 Haziran Pazar (Güneş günü)

Ay: Başak (00:44 itibariyle) (00:21 boşlukta)

Güneş: İkizler

Toprak enerjisi / Ay- Venüs karesi (00:23) Ay- Uranüs üçgeni (09:15) Ay- Merkür sekstili (14:32)

‘’karar vermek’’

Temizlik zamanı! Yeni bir döneme hazırlık başladı! Her ay bu zaman gelir ve harıl harıl bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken buluruz kendimizi! Bu zamanda, gerekli gereksiz ayrımı önemlidir. Biraz daha gerçekçi olmak, işleri kolaylaştıracaktır.

Bir konuda kararsız mı kaldınız? Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem (bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamam) bıyık mı diyorsunuz? Hemen bir kağıt alın elinize, beyaz tercihimizdir (şımarıyorum) ve kağıdı ortadan ikiye bölün! Bir tarafına kararsız kaldığınız konuyla ilgili olumlu seçeneğin artılarını bir tarafına olumsuz seçeneğin eksilerini yazın! Yazdığınız her artıya yüz üzerinden bir puan verin! Ne kadar artı? Aynı şeyi eksiler için de yapın! Artıları ve eksileri kendi içinde alt alta toplayın. Karşılaştırın. Hangisinin puanı daha yüksekse doğru seçenek odur.

Bun yöntemi bir yaşam şekli haline getirebilirsiniz. Kâğıt kalem kullanmaktan çekinmeyin! Söz uçar, yazı kalır. Plansız programsız çok iş yapmak değil, neyi yapıp neyi yapmayacağınızı ve ne zaman neyi nasıl yapacağınızı biliyor olmak sizi başarıya götürür.

Dosta selam olsun,

Hüseyin Akdağ

Bireysel Doğum Haritası Analiziniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

0212 274 08 47 / 0542 353 90 83

www.heraakademi.com

Doğum haritası analiziniz ile kim olduğunuzu, dışarıdaki kişinin sizi nasıl gördüğünü, neyin size iyi geldiğini, bunların birbirini nasıl etkilediğini, sahip olduğunuz potansiyelleri, yakın çevrenizi, ailenizi, iç dünyanızı, aşkın sizin için ne olduğunu, yaşama nasıl hizmet edebileceğinizi, partnerinizden aslında ne beklediğinizi, onunla olmanın size sağladığı fırsatları ve sizi karşı karşıya bıraktığı sınavları, yaşamın sizi neye çağırdığını, neyin sizin ufkunuzu genişletebileceğini, iş ve kariyer hayatınızın önemli sırlarını, arkadaşlık ilişkilerinizi, neye teslim olmanız gerektiğini ve ruhsal olarak nereden nereye ilerleyebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

 

Diğer Yazılar