KANAT AÇMAK KENDİNE (TEMMUZ AYI YAZISI)

  • 01/07/2019

2 Temmuz Salı Mars Aslan Burcuna Geçiyor (02:19) ve 10⁰ Yengeç 37’ Burcunda Tam Güneş Tutulması (22:16)

‘’yaşasın asalet’’

Derin sularda boğuştuk durduk. Şimdi artık sahneye çıkma zamanı! Sahnede olmak ne demek? Gücünün farkında olmak demek! Gücün nereden geliyor? Samimiyetinden! Samimiyet nedir? Sadakattir. Neye sadakat? Özüne, sözüne, gözüne…

Bu hızla giriyoruz daha derin sulara… Her derin sulardan çıkıp tekrar o derin sulara daldığımızda, artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Tıpkı her uyuduğumuzda, her uyandığımızda, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı gibi!

Uyku, yarı ölüm değil midir? Kaç kere öldük, kaç kere doğduk? Hangi sözleri verdik kendimize, kaçını tuttuk, kaçını unuttuk? Hatırlatmaya çalıştı mı bize bir şeyler? Bir şeyler, bunları hatırlatmak için olabilir miydi?

Sağlık deyince hep fiziksel sağlık geliyor aklımıza, halbuki fiziksel sağlığımızı iyileştiren de kötüleştiren de ruh sağlığımızdır. Aşabildiklerimiz, aşamadıklarımız, direndiklerimiz… Anlamak, kolaydır demiyorum; bununla birlikte her seferinde anlamıyorsak bunu çok da iyi niyetli bulmuyorum. Kaçtığımız bir şey var, itiraf etmek gerek diyorum. Direndiğimiz yerleri keşfetme zamanı!

Değişim bizi rahatlatır mı? Belki rahatlatacak olan bu değişim değildir; bununla birlikte en azından bir şeylerin değişebileceğini hatırlatacaktır, işte bu değerlidir, değişimden korkmayın! Demir tavında dövülür, tam kıvamını bulmuşken yapıştırın! Oh be, içiniz rahatlasın şöyle! Aman şöyle iyi, böyle kötü derken geçip gidiyor ömür!

Başarı, kimin sizi nereye koyduğu değil, sizin kendinizi nerede bulduğunuzla ilgilidir. Size kendinizi bulduran, yolunuzu hatırlatan, sizi büyüten, ufkunuzu genişleten, daha farklı yerlerden bakabilmenize yardımcı olan başarıdır. Ca ceyli cala culalı devri bitti şekerim! Ezberler sizi hiçbir yere götürmeyecek!

Yeni kapılar açmak lazım! Başka bir yerden bakmak lazım! Bir yıkım koyduysanız adını, bunun da bunun için olduğunu anlamak lazım! Ne kadar çok kaybetmekten korktuğunuz şey var! Nerede kaldı cesaret? Nerden bakmak, görmek, öğrenmek, hatırlamak, kendini buna açabilmek?

Herkes detaylara takılmış, büyük resim almış başını gidiyor. Yüzünüzü gökyüzüne çevirin! Ha trene bakar gibi değil, çok özür dilerim! Hangi gezegenin öylece durduğunu gördünüz? Muhteşem bir ritim var! Gerilemesini de biliyor, durmasını da, abartmıyor, hiç bozmuyor kendini! Öyleyse siz de bir kendinize gelin! Boş duranı ne kul sever ne Allah! Hayal dünyasında yaşama vakti değil, bildiklerini kullanma, yeteneklerini geliştirme, bunları hayata sunma, hayattan da alma vakti!

Varsın küçük şeyler yapın! Emeğin küçüğü büyüğü olmaz hatırlayın! Emek altın değerindedir. Sizde olanı görünür kılar. Ne için emek veriyorsunuz? Kimse için değil, kendiniz için! Kimsenin size ihtiyacı yok! Çok ciddiyim! Sizin size ihtiyacınız var. Bizim bize ihtiyacımız var. Her şey oradan doğuyor. Işığı yanan yolu buluyor. Neyin ışığı? Samimiyetin!

Ortalık her şeyi bilenlerle kaynıyor. Ben hiçbir şey bilmiyorum. Öğrenmeye açığım! Öğretecek olana aşığım! Ha bana ezberleriyle geleni de yıkıp geçmekten tabii ki geri kalmayacağım! Çünkü Tanrının verdiği en büyük armağanın farkındayım! Akıl ve kalp… Kalbe varamayan aklı anlamaz. Akıl, kalbi açık olanın, Tanrıyla konuşmasıdır. Onu içinizde duymaktan, sakın uzak kalmayın. Yol açık, yolu bilen yok; çünkü o yol sizin yolunuz ve onu sadece siz bulabilirsiniz. Her şeyden alın, bu zenginliktir; bununla birlikte balınızı kendiniz yapın, işte bu asalettir.

3 Temmuz Çarşamba Venüs Yengeç Burcuna Geçiyor (18:17)

‘’yeter ki sev’’

Sevmek, her şeyin doğduğu yerde başlar. Annemi sevmiyorum mu diyorsun? Kolay olmayabilir, kırılmış, incinmiş olabilirsin. Onu sevme de onunla başlayan sevmeyi anla en azından! Nasıl sevilmek istediğini, bunun seni nasıl besleyebileceğini… Artık senin de bir anne olabilecek yaşa geldiğini, kadın ya da erkek olman fark etmez, baba olmak da anne olmak demektir. Anne olmak, koruyucu ve besleyici olmaktır, bu Tanrıyla buluşmak için yeterli olgunluğa geldiğini gösterir.

Anneni çok mu seviyorsun? Onsuz yaşayamam mı diyorsun? Öyleyse sevmeyi bilmiyorsun. Sevmek, sahip olmak demek değildir. Sevgiyi hatırlamaktır. Sevgi kişiler değil, kişilerle hatırlanandır. Anneni sev, babanı sev, onlarla doğan hikayeni sev, bu hikayenin kahramanını, kendini sev. Çok sevme, sadece sev; çünkü sevmenin çoğu azı olmaz, varlığı ya da varlığının reddi olur. Varlığını kabul et ve seni sarmasına izin ver, o buna her zaman hazır.

Bir küçük çocuktan başla sevmeye, yaşlı bir kadından, genç bir adamdan, bir görevliden, bir hayvandan, bulutlardan hatta, boynu bükük bir çiçeğin mahcubiyetini fark etmekten… Bir yerden başla sevmeye… Gerisi gelir. Çok sevmeler, hiç sevememelerin neticesidir. Öyle birikmiştir ki sel götürür ortalığı… Sel bir afettir. Yıkar geçer. Sonrası hatırlayıştır, yeniden yapılanıştır. Bu da olur. Bir şekilde olur. Sen yeter ki sev!

8 Temmuz Pazartesi Merkür Retrosu Başlıyor (02:14) ve Venüs- Uranüs sekstili (18:31)

‘’vazgeçmemek’’

Eksik bıraktıklarımızı ne zaman tamamlayacağız? Şimdi! Yarım kalan işler ne zaman bir sonuca vardırılır? Şimdi! Açık parantezler ne zaman kapanır? Şimdi! Yeni işlere ne zaman başlanır? Şimdi değil!

Ayağına takılıp duranları ortadan kaldırmadan yeni işlere girişmenin hiç anlamı yok! Ha uzun süredir hayalini kuruyordun, bir şekilde başlayamıyordun, içinden bir ses şimdi tam zamanı diyor? Doğru! Öyleyse şimdi tam zamanı!

O kapıdan gireyim dedin olmadı, bu kapıdan gireyim dedin olmadı, yoksa girmemeli miyim diyordun ki aklına farklı bir fikir geldi, hadi dene! Gökyüzü vazgeçmeyenlere ödüllerini dağıtıyor ya da vazgeçebilmenin bir kolaylığını sunuyor ki bu da yeni zamanda önüne çıkarmayı planladıklarına hazırlıktır.

Elinden geleni yaptığından eminsen, huzur içinde ol, bu çabanın ödülü mutlaka gelecektir, belki başka bir şey olarak; bununla birlikte söz veriyorum gelecektir, umudunu kaybetme yeter! Vazgeçmemek diretmek değil, denemeye devam etmektir.

Duruma göre esne, önüne çıkanı da es geçme, belki bu olmasını istediğin şeyin bir basamağıdır. Hayata inanmaktan ve güvenmekten, kendinin farkına varıp bir yerden ona ilişmekten vazgeçme, bir gün kapılar öyle bir açılır ki o zaman anlarsın!  

9 Temmuz Salı Merkür- Mars Kavuşumu (01:27) ve Güneş- Satürn Karşıtlığı (20:07)

‘’olgunlaşma’’

Ağzından çıkanı kulağın duysun! Ok gibidir bazen kelimeler, tam on ikiden vurur; bununla birlikte öfke ile kalkan da zarar ile oturur. Bunu da unutmamak gerekir. Ortalığı yıkıp dökmek kolaydır; bununla birlikte sonra ortalığı toparlamanın da gerekebileceği unutulmamalıdır.

Kalbimden geçenler, içimden geçenler, hislerim, bir de gerçeklerim! Nereden bakıp neyi görebilirim? Duygu, patladığı esnada atom bombasını aratmayabilir; bununla birlikte sonrasından neler yaşandığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Duygu, bir şarkı olup yanağımızdan süzülen bir damla yaşla içimizdeki ateşi de söndürebilir. Bunun adı şefkattir, gösterdiğimiz kişiden çok bize iyi gelir. Nasıl olsa her şey öyle ya da böyle akıp gidecektir.

Fırtınalar kopar içimizde, sonra bakarız bunun sonu yok, derin bir nefes alırız, ılık bir duş, atarız kendimizi sokağa, hayatın içine! Kafamızı dağıtacak bir şeyler görürüz, bir şeyler yaparız, dönüp bakarız ki o fırtınalar koptuğu anın uzağındayız, tekrar gelir önümüze, eskisi gibi değildir tavrımız, anlarız. Olgunlaşma bu mudur?

11 Temmuz Perşembe Güneş- Neptün Üçgeni (07:30) ve Mars- Uranüs Karesi (21:00)

‘’hayret’’

Hayallerim var benim! Senin de var mı? Var tabii! Kimin yoktur ki hayali? Hayali olmayanın olur mu gerçekleri? Olsa uyandırır mı bu gerçekler kalbindeki yaşam sevincini? Bir hayali olmalı insanın, bir beklediği, bir dileği; bir ağaç, bir çocuk, bir hayvan gördüğünde, umutlanabilmeli, büyüyen, kalkıp gelen gibi o da onun da ona gelebileceğini düşünebilmeli!

Ya hayal kırıklıkları? Beklentilerin yalan olması? Ne istemiştin ondan? Neden ondan istedin? Belki istediğine ulaşmanın farklı bir yolu vardı! Nereden başlayabilirdin? Çok mu acıdı? Olsun, acıyı sevenlerimiz de var nihayet! ‘’Antep mi ağabey?’’ diye soran hani!

Hayaller, seni yola çıkarır. Yolsa seni, her ihtimaliyle kendinle buluşturacaktır. Sen kim bilir neyin hayaliyle çıktın yola, yolsa seni nerelere çıkardı. Oturup gitmek isteyip de gidemediğin yer için mi ağlayacaksın yoksa kendini bulduğun bu yeri keşfederek yeni olasılıkların sana neler kazandırabileceğinin farkına mı varacaksın? Hayretin olmadığı yerde hayat yoktur.

17 Temmuz Çarşamba 24⁰ Oğlak 24’ Burcunda Parçalı Ay Tutulması (00:38) ve Venüs- Satürn Karşıtlığı (08:33)

‘’devam edebilmek’’

Bir öğrenemedik sevmeyi! Bir öğrenemedik sevdiklerimizin bizi neyle yüzleştirdiğini! Öğrenemedik nasıl bir masalın kahramanı olduğumuzu! Masalları da sevemedik! Kahramanları da! Hatta kötü adamları sevemedik en çok! Halbuki bir sevebilseydik!

Kendi kötümüzü sevemedik! Onu hep bir kenara ittik! Çok iyiydik biz, çok şirindik! Candık ayol! Yemedik yedirdik, içmedik içirdik! Sonra bunu anlatıp orada burada mağduru oynayıp kendimizi kabul ettirmek istedik! Ne pislik ne pisliktik!

Sonra insan olmayı öğrendik! Sevdiklerimize, bize sevmeyi, bunun büyüsünü hatırlatabildikleri için teşekkür ettik. Sevmenin hep kazanmak olmadığını öğrendik! Sevmenin kazanmak için oynanan bir oyun olmadığını, sevmenin oyun da olmadığını, kazanmanın zaten çok da bir işe yaramadığını, zamanın bizim düşmanımız olmadığını, kaybettiklerimizin, kaybettiğimizi inandıklarımızın aslında hiç kaybolmadığını…

İnanmakla şahit olmak arasındaki farkı öğrendik mesela! İnanmadıklarımız oldu, inandıklarımız oldu. Çokça yanıldık, çokça acıdı canımız, umudumuzu yitirmedik, yeni umutlar büyüttük. Dev dalgaları vardı yaşamın, bizden sörf yapmamızı istiyordu; çünkü bunu yapabileceğimizi biliyordu.

Köşemize çekildik, kimse bize dokunmasın istedik, çok kırıldık, küstük, oynamıyorduk! Ona kızdık, buna kızdık, en çok kendimize kızdık, sonra anladık, kızmakla, küsmekle işin içinden çıkamayacaktık! Biz de az değildik! Azsak da bir çoğalabiliyorduk ki kasıp kavuruyorduk ortalığı!

Kendimize yakınlaştık. Aynada kendimize baktık. Hepimiz biraz meleksek biraz şeytandık. Şefkat de vardı içimizde öfke de, korku da… Hepsini bir kenara bıraktık ve yaşamın ne değerli bir armağan olduğunu hatırladık.

 Okunurdu kitap değildi, izlenirdi film değildi, sarılabilirdin ona ağaç değildi, tohum ekebilirdin toprak değildi ve hepsiydi. Bir sayfa daha çevir, henüz sarmamış olabilirdi, hareketlenecekti. Duy kalbinin sesini! Her şey ancak devam edebildikçe anlaşılabilirdi.

18 Temmuz Perşembe Venüs- Neptün Üçgeni (21:02)

‘’kanmak’’

“Bana bir masal anlat baba

İçinde tüm oyunlarım

Kurtla kuzu olsun şekerle bal”

Masal gibi dediklerimiz vardır hani! Yoksa hepsi bir masaldan mı ibaretti? Oyun bittiğinde şah da piyon da aynı kutuya mı atılacaktı? Şefkatin kör noktası neydi? Şefkatin armağanı neydi? Hayır diyememek nerede tehlikeliydi? Hep ve her şeye hayır demek kadar tehlikeli olabilir miydi? Tehlike neydi?

Her masal biterdi. Bin bir gece masallarının bile sonu vardı. Mühim olan masalın bizde bıraktığıydı. İyisiyle kötüsüyle… İyiler kazanırdı masallarda; çünkü masallar bize iyi olmayı öğretmek içindi. İyi olan, kendine de iyiydi. Kötü olan, kendine de kötüydü.

İyi ve kötü olmanın ötesindeyse kendini bilmek vardı. İşte bu hayatı bilmek, insanı bilmek demekti. Kalbini duyanlar, ruha varanlar, akıl olup Tanrıyla buluşanlar, yolu bilirdi. Kimse kimseye kandırmadı. Kanmak işine gelense bunun ne olduğuyla eninde sonunda yüzleşecekti.

19 Temmuz Cuma Merkür Yengeç Burcuna Geri Dönüyor (10:06)

“bir azgınlık’’

‘’Öyle demek istemedim! Yanlış anladın! Beni anlamıyorsun! Anlatmama izin vermiyorsun! Ne kadar da aptalsın! Çok acımasızsın! Kötüsün! Senden nefret ediyorum! İnşallah ölürsün! Tanrı seni en sevdiğinle cezalandırsın!‘’

Bir anda dökülür dudaklarımızdan, sonrasında bir pişmanlık sarar ortalığı… Şirazenizin kaymış olduğunu anlamaya başlarsınız. Geri adım atmaktan korkmamalı insan, bir halt yemişsek yemişizdir. Geri dönüşü olmayan hiçbir şey yoktur. Yediğiniz haltı bilmenize rağmen hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsanız burada bir sıkıntı vardır. Vicdanınız sizi rahat bırakmaz. Hem karşınızdakine, hem kendinize karşı…

Affetmek safsatasını bir kenara bırakalım! Af dilemeyi bilin! Yaşadığınızı duvarla yaşamadınız, duvara bakıp kendinizi affettiremezsiniz. Söz konusu kişiyle karşı karşıya gelebilecek cesareti gösterin! Kapalı kapılar ardında af dilemeler ve affetmeler, çok tatlı da mastürbasyondan ileri gitmiyor, çok özür dilerim!

Af dilenmesini bekliyorsanız da kendinizden, bırakın gitsin, bir tokat yiyip kendinize gelmeye ihtiyacınız olmuşsa, gerekeni yapmıştır birisi, hepsi bu! Kişiselleştirmemek gerek! Sistem çalışıyor. Teşekkür edin! Ha bu biraz karakter işidir, bunu da bilip yaş tahtaya basmamayı öğrenin! Doğru parçayı doğru yere koymadan bulmaca tamamlanmaz!

“İnsan bela bulmaz, hak yazmadıkça; hak bela yazmaz, kul azmadıkça!”

Bizi gidi azgınlar…

21 Temmuz Pazar Venüs- Pluto Karşıtlığı (11:31) ve Güneş- Merkür Kavuşumu (15:33)

‘’nice sevmeler nice sevilmeler’’

‘’Seni seviyorum! İnandın mı? Şimdi istediklerimi yapacak mısın?’’

Aman ne güzel sevme! Sen mümkünse bir sevme! Köle arıyorsan da böyle kimsenin duygularını incitme! Sevmek beklentilerinin karşılanacağından emin olmak değil, sevmek onunla olan yolculuğunun sana fark ettireceklerine açık olmaktır.

Herkes sevmeyi duygu boyutunda zanneder; halbuki sevmek düşünce boyutundadır ve burası kalpten geçer. Kalbin kökleri duyguda, dalları düşüncededir. Beslendiği yer değerlidir; bununla birlikte meyvelerinin dallarında olduğunu da unutmamak gerekir.

Bana düşüncelerinle gel! Fark ettiklerinle, fark edebildiklerinle… Değilse bol sevmeler, bol kilitler, cehennemler, zincirlere vurulmalar… Geçip gider işte! Acıdan beslenenlerin sonu acıya acı katmaktır. Baktınız size doğru geliyor hemen gülümseyerek geçin! Aman onu fark ettiğinizi fark etmesin, yapışır mı yapışır! Köpek korkanı ısırır ya! Sistem de yüzleşmeye ihtiyacı olana ihtiyacı olanı ulaştırır.

23 Temmuz Salı Güneş Aslan Burcuna Geçiyor (05:50)

‘’sınav’’

Kükremek! Ben buradayım demek! Kendini göstermek! İçinden geldiği gibi hareket edebilmek! Samimiyet! Ne güzel şey! Bir tehlikesi var. Fazla büyümek, bir sen oradasın zannetmek, kendinden başka kimseyi görmemek! Öyle gürültülü olmak ki başka kimseyi duymamak!

Bir arkadaşım ile tartışıyorduk: ‘’Benim arkamda Yaradanım var!’’ dedi. Eh işte bizim arkamızda da… Bir sussana ya! Bir de kalbi görenler vardır. Samimiyetin farkında olanlar… Bir şeyin farkında olmak için önce o şeye sahip olmak gerekiyor. Kendinde olmayan her şeye kördür insan, bir şekilde içinden geçmediği her şeye…

Birisinin büyük burunlu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sizin burnunuzun da az maşallahı yoktur. Bir kere neden rahatsız etti bu kadar bu sizi? Belki içten bir merhaba ile her şey değişecekti. Korkuyordu belki, o da bir maskeydi. ‘’Merhaba!’’ sihirlidir. Ha baktınız gardı düşmüyor, siz sınavı verdiniz, huzurla devam edebilirsiniz. Olduğu hal onun sınavı, sizin ona karşı duruşunuz da sizin, hatırlamak gerek!

25 Temmuz Perşembe Merkür- Venüs Kavuşumu (03:26)

‘’güç ve incelik’’                                                              

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Yılan size de kundalini hatırlattı mı? Kundalin, içimizdeki saklı güçtür. Onu uyandırmak demek, gücümüzün farkına varmak ve onu kullanmaya başlamaktır. Bunu bir yeteneğin farkına varıp onu geliştirmek gibi düşünebiliriz. Uyuyan yılanı uyandırma da denir mesela! Eh yetenekleri sayesinde çok iyi yerlere gelip sonrasında süreci yönetemeyerek çuvallayanlar da var mesela değil mi?

Yılanın deliğinden çıkması, gücün ortaya çıkması demek olsa gerek! Güce sahip olanın zalim olması, kendisinin de maruz kalacağına işaret eder. Hayat bir duvar gibidir. Ne atarsak ona o da bize aynı şiddetle iade eder. Kendimizi kaybetmezsek, keyifli bir oyun olabilir, değilse buyurun cenaze namazına! İncelik insanın asaletindendir. İnce insanları sakın aptal sanmayın! Onlar adaleti bilir.

28 Temmuz Pazar Venüs Aslan Burcuna Geçiyor (04:53)

‘’güzellik ve samimiyet’’

Duygular şelale derken yaşam sevinci sarar ortalığı! İyi kiler hatırlanır! Duygular, birlikte kutlanır. Kutlama zamanıdır! Yenebildiklerimizi kutlarız, aşabildiklerimizi! Kalbimiz pır pır! Samimiyettir insanı güzelleştiren, çekici kılan, dürüstlüktür.

Burnu Kaf Dağı’nda olanların güzelliği, olsa olsa bir robotunki kadardır. İnsanı kalbinin sıcağı güzel kılar. O güzellik ölümsüzdür. Diğeri yanar ve söner. Gün gelir sütun bacakların, füze gibi göğüslerin yerini dolu dolu yaşanmış bir hayatın insanın içini titreten sıcaklığı alır.

Çirkin insan yoktur, aptal insan vardır. Aptallık kişilikle değil, karakterle ilgilidir. Görmemekte ısrarcı olana ne gösterilebilir? Kendiniz için bir şey yapın; bununla birlikte içinde ışık olmayan bir fenerin ne kadar güzel olduğunun bir anlamı olmayacağını da ıskalamayın!

30 Temmuz Salı Güneş- Uranüs Karesi (02:14)

‘’sarılmak kendine’’

Değişmek gerek! Yeni hikayelere kanat açabilmek! Düşünmek gerek! Bakmak ve görmek! Aksi kaçmaktır! Neyden? Kendinden! Gelecek, bugüne demir atmış bizden artık kendine doğru yola çıkmamızı istiyor! ‘’Hadi bana gel, ben senin nerede olduğunu biliyorsam sen de benim nerede olduğumu biliyorsun, hadi gel!’’

Zincirleri kırmak öyle kolay değildir; bununla birlikte bunu bir kez başardığımızda her şey bir bir anlaşılır. Resim o zaman anlam kazanır. Renkler hak ettiği parlaklığı kazanır. Yol açılır. Bana umut gerek! Gerisi bende var. Onu dışarıda aramamak gerek! Çünkü tam da olduğum yerde, bende ve gülümsüyor işte! Lütfen onu bugün de görmezden gelme! Sarıl sadece! Sarılmak şifadır.

Dosta selam olsun,

Hüseyin Akdağ

Bireysel Doğum Haritası Analiziniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

0212 274 08 47 / 0542 353 90 83

www.heraakademi.com

Doğum haritası analiziniz ile kim olduğunuzu, dışarıdaki kişinin sizi nasıl gördüğünü, neyin size iyi geldiğini, bunların birbirini nasıl etkilediğini, sahip olduğunuz potansiyelleri, yakın çevrenizi, ailenizi, iç dünyanızı, aşkın sizin için ne olduğunu, yaşama nasıl hizmet edebileceğinizi, partnerinizden aslında ne beklediğinizi, onunla olmanın size sağladığı fırsatları ve sizi karşı karşıya bıraktığı sınavları, yaşamın sizi neye çağırdığını, neyin sizin ufkunuzu genişletebileceğini, iş ve kariyer hayatınızın önemli sırlarını, arkadaşlık ilişkilerinizi, neye teslim olmanız gerektiğini ve ruhsal olarak nereden nereye ilerleyebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

 

Diğer Yazılar