ADALET, KARANLIK VE AYDINLIK (8 Temmuz Pazartesi ile Başlayan Hafta)

  • 07/07/2019

8 Temmuz Pazartesi Merkür Retrosu Başlıyor (02:14) ve Venüs- Uranüs sekstili (18:31)

‘’vazgeçmemek’’

Eksik bıraktıklarımızı ne zaman tamamlayacağız? Şimdi! Yarım kalan işler ne zaman bir sonuca vardırılır? Şimdi! Açık parantezler ne zaman kapanır? Şimdi! Yeni işlere ne zaman başlanır? Şimdi değil!

Ayağına takılıp duranları ortadan kaldırmadan yeni işlere girişmenin hiç anlamı yok! Ha uzun süredir hayalini kuruyordun, bir şekilde başlayamıyordun, içinden bir ses şimdi tam zamanı diyor? Doğru! Öyleyse şimdi tam zamanı!

O kapıdan gireyim dedin olmadı, bu kapıdan gireyim dedin olmadı, yoksa girmemeli miyim diyordun ki aklına farklı bir fikir geldi, hadi dene! Gökyüzü vazgeçmeyenlere ödüllerini dağıtıyor ya da vazgeçebilmenin bir kolaylığını sunuyor ki bu da yeni zamanda önüne çıkarmayı planladıklarına hazırlıktır.

Elinden geleni yaptığından eminsen, huzur içinde ol, bu çabanın ödülü mutlaka gelecektir, belki başka bir şey olarak; bununla birlikte söz veriyorum gelecektir, umudunu kaybetme yeter! Vazgeçmemek diretmek değil, denemeye devam etmektir.

Duruma göre esne, önüne çıkanı da es geçme, belki bu olmasını istediğin şeyin bir basamağıdır. Hayata inanmaktan ve güvenmekten, kendinin farkına varıp bir yerden ona ilişmekten vazgeçme, bir gün kapılar öyle bir açılır ki o zaman anlarsın!  

9 Temmuz Salı Merkür- Mars Kavuşumu (01:27) ve Güneş- Satürn Karşıtlığı (20:07)

‘’olgunlaşma’’

Ağzından çıkanı kulağın duysun! Ok gibidir bazen kelimeler, tam on ikiden vurur; bununla birlikte öfke ile kalkan da zarar ile oturur. Bunu da unutmamak gerekir. Ortalığı yıkıp dökmek kolaydır; bununla birlikte sonra ortalığı toparlamanın da gerekebileceği unutulmamalıdır.

Kalbimden geçenler, içimden geçenler, hislerim, bir de gerçeklerim! Nereden bakıp neyi görebilirim? Duygu, patladığı esnada atom bombasını aratmayabilir; bununla birlikte sonrasından neler yaşandığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Duygu, bir şarkı olup yanağımızdan süzülen bir damla yaşla içimizdeki ateşi de söndürebilir. Bunun adı şefkattir, gösterdiğimiz kişiden çok bize iyi gelir. Nasıl olsa her şey öyle ya da böyle akıp gidecektir.

Fırtınalar kopar içimizde, sonra bakarız bunun sonu yok, derin bir nefes alırız, ılık bir duş, atarız kendimizi sokağa, hayatın içine! Kafamızı dağıtacak bir şeyler görürüz, bir şeyler yaparız, dönüp bakarız ki o fırtınalar koptuğu anın uzağındayız, tekrar gelir önümüze, eskisi gibi değildir tavrımız, anlarız. Olgunlaşma bu mudur?

11 Temmuz Perşembe Güneş- Neptün Üçgeni (07:30) ve Mars- Uranüs Karesi (21:00)

‘’hayret’’

Hayallerim var benim! Senin de var mı? Var tabii! Kimin yoktur ki hayali? Hayali olmayanın olur mu gerçekleri? Olsa uyandırır mı bu gerçekler kalbindeki yaşam sevincini? Bir hayali olmalı insanın, bir beklediği, bir dileği; bir ağaç, bir çocuk, bir hayvan gördüğünde, umutlanabilmeli, büyüyen, kalkıp gelen gibi o da onun da ona gelebileceğini düşünebilmeli!

Ya hayal kırıklıkları? Beklentilerin yalan olması? Ne istemiştin ondan? Neden ondan istedin? Belki istediğine ulaşmanın farklı bir yolu vardı! Nereden başlayabilirdin? Çok mu acıdı? Olsun, acıyı sevenlerimiz de var nihayet! ‘’Antep mi ağabey?’’ diye soran hani!

Hayaller, seni yola çıkarır. Yolsa seni, her ihtimaliyle kendinle buluşturacaktır. Sen kim bilir neyin hayaliyle çıktın yola, yolsa seni nerelere çıkardı. Oturup gitmek isteyip de gidemediğin yer için mi ağlayacaksın yoksa kendini bulduğun bu yeri keşfederek yeni olasılıkların sana neler kazandırabileceğinin farkına mı varacaksın? Hayretin olmadığı yerde hayat yoktur.

 

8 Temmuz Pazartesi (Ay günü)

Ay: Terazi (09:06 itibariyle)

Güneş: Yengeç

Hava enerjisi / Ay- Mars sekstili (16:09) Ay- Merkür sekstili (16:36) Ay- Venüs karesi (19:32)

‘’Pazartesi sendromu’’

Biraz düşünmek, biraz hareket, biraz dikkat, biraz da uyum! Tam da bugünün karışımı! Haftaya başlarken tam da böyle bir şeye ihtiyacımız olmaz mı?

Düşünelim! Elimizde neler var? Biz bunları nasıl değerlendirebiliriz? Öncelikleri nasıl belirleriz? Ne kadarını bugün halledebiliriz? Nereden başlayalım? Duruma göre, baktık işler iyi gitti, neleri öne alıp yarını hafifletebilir böylelikle daha keyifli yeni olasılıklara yer açabiliriz?

Harekete geçmeden olmuyor tabii bunlar! Önce biraz ısınalım! Bir iki, bir iki! Evet, kaldırıyoruz popoları! Duydunuz gongun sesini! Ne yapıyoruz? Önce sağa, sonra sola! Derin nefesler… Bir iki, bir iki… Ritmi duymaya devam edin! Yaşamın nasıl bu ritimle ilerlediğini fark edin! Biz duysak da duymasak da, farkında olsa da olmasak da her şey hep bir iki, bir iki! Dön geri, şimdi ileri ve sağ ve sol, bir iki bir iki!

Bir an durun ve etrafınıza bakının, yaşamın dışına çıkmadan yaşama dâhil olmak çok da mümkün olamayabiliyor. Her şey nasıl da birbirinden güzel renklerle bezenmiş fark ettiniz mi? Sıcak renkler, soğuk renkler… Tıpkı yaşam gibi! Yer yer yumuşacık, yer yer sert mi sert; bununla birlikte hep genişletici, buna açabildiniz mi kendinizi?

Uyum… Uyum var mı? Uyum, hazır bulunmaz şekerim! Uyum yaratılır ki biz buna uyumlanma diyoruz. Uyumlandınız mı yaşama? Neşeye, kahkahaya, şefkate, sıcaklığa, soğukluğa, hızlı ve yavaş olana, uyumlandınız mı? Ve bırakın şimdi onu kenara! İçinden geçin yalnızca, kim olduğunuzu unutmadan, zenginlik budur aslında!

Image result for yaşam sevinci karikatür

 

9 Temmuz Salı (Mars günü)

Ay: Terazi (22:34 boşlukta)

Güneş: Yengeç

Hava Enerjisi / Ay- Jüpiter sekstili (12:29) Ay- Güneş karesi (13:54) Ay- Satürn karesi (14:21) Ay- Pluto karesi (22:35)

‘’ayağına takılan taş’’

Tüm bunlar ne için? Amacın ne? Nereye varmak istiyorsun? Nereye gitmeye çalışırken neleri kaçırıyorsun? Yoksa oraya doğru yola çıktın ve önüne çıkan her şeyin senin bu deneyimini zenginleştirdiğinin farkında olarak yolunu mu açıyorsun?

Kimisi sana destek için gelir kimisi de köstek! Aslında hepsi de hayrınadır. Destek olan sahip olduğun şeyin gücünü artırır, köstek olan da abartı olan bir şeyi fark edip onu törpülemeni sağlar. Hepsi farklı şekillerde hizmet eder, dostun da düşmanın da sevgiyle gelir ki bu yüzden düşmanını sev denmiş olsa gerek!

Seni zorlayan şeyler ne zaman ki bir şeye direnmekten vazgeçersin orada destekçin olmaya başlar. Seni daha büyük bir şeye hazırlar, gerçeği hatırlatır, o yüzden olan ve olmayan her şeyin ardında bir hayır vardır denir. Çabalamaktan vazgeç denmiyor, üzerine düşeni yaptıysan bekle, tohumun filizlenmesi için zamana ihtiyaç var diyor.

Image result for yaşam sevinci karikatür

10 Temmuz Çarşamba (Merkür Günü)

Ay: Akrep (12:28 itibariyle)

Güneş: Yengeç

Su enerjisi / Ay- Merkür karesi (19:47) Ay- Mars karesi (22:19) Ay- Uranüs karşıtlığı (23:20)

‘’fırtınalar koparsa kopsun’’

Öyle yapsan olmuyor böyle yapsan olmuyor, kapana kısılmış hissediyorsun, işin içinden çıkamıyorsun bir türlü, bu durumda ne yapacaksın? …m ben böyle işin içine deyip! Yok yok, al geri, burada değiliz! Önce bir sakinleşelim! Derin derin nefesler…

Bazen bir şey olur ve bu bizde bir duygu uyandırır. Bu duygu içinde olduğumuz hikâyeye tarafsız bakmamızı güçleştirir. Duygu öyle güçlüdür ki sanki barajın kapaklarını bir an önce açmazsak baraj yıkılacakmış gibi gelir. Barajın kapaklarını açmak, bizden sonraki topraklara su basacağı anlamına geliyordur; bununla birlikte öyle bir yerdeyizdir ki farklı bir seçenek düşünemiyoruzdur.

Böyle zamanlarda duygunun yoğunluğudur ortalığı kırıp dökmemize sebep olan! İki türlü yaşayabiliriz bu durumu! Kapaklar bize açılmış olabilir, biz kapakları açmış olabiliriz.

Kapaklar bize açılmışsa, fırtınanın dinmesini beklemekte ve bu esnada hayatta kalmaya odaklanmakta fayda var. Olabildiğince kişiselleştirmemek! Kim bilir şu an kiminle savaş halinde, en çok da kendiyle, siz yoksunuz bile!

Biz kapakları açmışsak araya şunu sıkıştırmak gerek, şu an çok sinirliyim, bir duygu boşalması yaşıyorum lütfen kişisel algılama, bana biraz zaman ver! Kendime geleyim tekrar konuşalım! Hatta becerebilirseniz seni seviyorum da deyin, hayat kurtarır!

Image result for kriz yönetimi karikatür

 

11 Temmuz Perşembe (Jüpiter günü)

Ay: Akrep

Güneş: Yengeç

Su enerjisi / Ay- Venüs üçgeni (04:28) Ay- Satürn sekstili (18:41) Ay- Neptün üçgeni (21:27) Ay- Güneş üçgeni (22:32)

‘’falcı değil uzman ara’’

Bir düşüncenin mutlaka bir çıkış noktası vardır. Düşünceler, düşünceleri tetikler. Düşünceler, bilgi birikimi ve gözlem yeteneğiyle yön kazanır. Bundan yoksun olan, salt duyguyla tetiklenir; çünkü düşüncenin derinine inersek, duyguları buluruz. Duygu, tarafsız olmamızı engeller.

Duygular bizi çocukluğumuza götürür. Annemize, babamıza… İlk dokunuş, ilk ihtiyaç duyduğumuzda birine, hayatta kalmak için, bu ihtiyacın ne kadar karşılanıp ne kadar karşılanmadığına… Bu kısım bizde bilinçaltı olarak varlığını devam ettirir.

Mesela birine bir olasılıktan söz ederiz. Olmaz ki der. Böyle de olabilir, ne dersin deriz. Hayır der. Biz de bir tane indirir… Değil tabii! Pek bir şiddet yanlısı gördüm sizi! Duygusunun farkına varması için onu bir yolculuğa çıkarmamız gerekir. Bu inancı yaratanın anlaşılması ve bunun tam da burada kırılması!

Fal bakmaktan bahsetmiyoruz! Sen bunu, bunu yaşamışsın, bana bilgi geldi! Somut gerçekler vardır, gözlemler vardır, konusunda uzman kişinin bu uzmanlığı kazanmasını sağlayan teknik bilgisi vardır, birçok vaka görmüştür, çeşitli pratikler geliştirmiştir. Bunlar başka! Lütfen farkın farkında olalım, kaderimizi kimsenin dudaklarına bırakmayalım!

Kendini tanımak, duygularının farkında olmak ve bu duyguların kaynağına ulaşmak… Yaraların iyileşmesi ancak böyle mümkündür. O zaman döngüler kırılır. Çünkü duygu değişmiştir ve yerini farkındalık almıştır. Kimsenin duygu bedenine palas pandıras dalmayalım! Kendimize bir odaklanalım! Kendi söküğünü dikemeyen terzinin kendine yaptığı saygısızlık karşısındaki kişiye de yansıyacaktır, kesin bilgi!